Yahya Kemal Beyatlı Kimdir? Eserleri ve Biyografisi

Yahya Kemal Beyatlı

Yahya Kemal Beyatlı 1884 tarihinde şimdiki Makedonya Cumhuriyeti o zamanlar Osmanlı topraklarına bağlı olan Üsküp de doğmuş; 1954 yılında İstanbul’da vefat etmiştir. Hayatını bu çevrede geçirmiş, Türk edebiyatına çok önemli katkılarda bulunmuş, Türk şairlerden biridir. Sonradan cumhuriyet döneminde Türk şiirine yapmış olduğu katkıların yanında Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra da milletvekilliği yapmış; bürokrasi alanında oldukça önemli bir isim halin gelmiştir.

Türk edebiyatında 4 aruzcular adı verilen dörtlü yazarlardan biridir. Diğerleri Tevfik Fikret, Mehmet Âkif Ersoy ve Ahmet Haşim’dir. Yazar siyasetçi diplomat rolünde gördüğümüz Yahya Kemal Beyatlı maalesef yazarlığı boyunca hiç kitap yayınlamamıştır. Bu oldukça ilginç bir durumdur çünkü gerçekten çevresinde ve edebiyatta saygı görülen şiirleri yazıları ve kuşku götürmez derecede iyi bir kalemi vardır. Hiç kitap yayınlamamış olması şaşırtıcıdır. Milli Mücadeleye vermiş olduğu destek; yaşadığı yıllarda yadsınamaz bir gerçektir. Mustafa Kemal’le de bu sayede tanışmış olup hayatına kalıcı izleri bu sayede bırakmıştır. Anadolunun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmış, zorlu koşullarda öğrenci yetiştirmiş, fikirlerini insanlara ulaştırmaya çalışmıştır, dahası bunu kendine bir görev edinmiştir.

HAYATI

Yahya Kemal Beyatlı’nın annesi, ünlü divan şairi Leskofçalı Galip’in yeğeni Nakiye Hanım’dır babası da Üsküp Belediye Başkanlığı yapmış ve de dönemin Üsküp Adliyesinde icra memurluğu yapmış olan İbrahim Naci Bey’dir. Ailesi daha sonradan Selanik’e yerleşince annesini veremden kaybetti bu durum ona oldukça ağır bir travma yarattı çünkü annesini çok seven Yahya Kemal’in babasının tekrar evlenmesi üzerine Üsküp’e geri dönme kararı alır. Burada liseye gitmeden önce şiirler yazmaya başladı. İlkokulu Üsküp’teki çeşitli mahalle mekteplerinde geçirse de 1900’lu yılların başında lise eğitimi için İstanbul’a gönderildi. Dönemin oldukça meşhur Servet-i Fünuncu edebiyat dergilerinden Malumat ve İrtika adlı dergilerde şiirler yazmaya başladı. Bir gelenek olarak mahlas seçme geleneğinde o da kendisine agah kemal takma adını verdi ve dolayısıyla seçtiği mahlasla şiirlerini oluşturdu. Okuduğu romanlardan ve dilin güzelliğinden etkilenmiş olmalı ki dönemin meşhur aydın gençlerine, Jön Türklere yakın bir ilgi duydu. Jön Türkler Abdülhamit’in Muhalefeti durumundaydılar ve amaçları ne olursa olsun Osmanlıya Meşrutiyet’i getirme çabasındaydılar oysa Abdülhamit bir 30 sene boyunca mutlakıyet rejimi kurmayı planlıyordu.  Daha sonradan İstanbul’daki Abdülhamit yönetiminde sıkışıp kalmak yerine Fransa’ya kaçma fikrine kapıldı.

Paris’e giden Yahya Kemal burada çok meşhur bir okul olarak bilinen Sorbonne Üniversitesinin Siyaset Bilimi bölümüne yazıldı. Burada ders veren tarih hocasına tarihçi Albert Sorel’e ve öğretilerine büyük ilgi duydu. Paris’de okul okuduğu sıralarda Ahmet Rıza, Sami Paşazade Sezai, Mustafa Fazıl Paşa, Prens Sabahattin, Abdullah Cevdet, Abdülhak Şinasi Hisar gibi genç, aydın Jön Türklerle tanıştı. Pek dil bilmeden gittiği Fransa’da Fransızca öğrendi bu sayede de. Aynı zamanda da burada kaldığı yıllarda kişiliği, yapısı, karakteri oturdu ve bu sefer ilgi alanlarına daha yakın olmak istediği için siyaset bölümünü bırakarak edebiyat bölümüne geçti. Daha çok araştırmalar yaptığından kütüphanelerde vakit geçiriyordu. Bu sayede burada bir fikre kapıldı ve tarihi incelemeleri sonucu 1071 yılındaki Malazgirt Meydan Muharebesi’nin Türk tarihinin başlangıcı sayılması gerektiğini düşündü. 9 yıl sonra İstanbul’a dönüş kararı aldı.

Edebiyat ve tarih öğretmenliği yaptı bu sırada bir şeyler onu derinden üzdü Üsküp yani doğup büyüdüğü yer Osmanlı’nın himayesinden çıkmıştı. O zamanki Darülfünun, üniversite 1933 yılında İstanbul Üniversitesi’ne dönüştürülen yerde Ahmet Hamdi Tanpınar’ın öğretmenliğini yaptı ve hayatının sonuna kadar bu ikili birlikte arkadaşlık ettiler. Ziya Gökalp, Tevfik Fikret, Yakup Kadri ile tanıştı. Bu arada Türk Edebiyatı ve Türk Yazın tarihiyle ilgilenen öğretmen; yazarlık çalışmalarına da devam etti. Peyam gazetesinde ve Mecmua dergisinde yazılar yazmaya başladı. Böylelikle neredeyse ilk defa yayınladığı şiirleri ona büyük bir ün kazandırdı. Yaşamının son yıllarında Pakistan Büyükelçiliği yaptığı sıralarda emekli oldu. Sonraları İstanbul’da Park Otelde kaldı ve bu sefer barsak kanaması geçirdiği için Paris’e gitti ve maalesef bir yıl sonra burada öldü.

ESERLERİ

Açıkçası kendini sevmeyenler tarafından esersiz şair olarak bilinen yazarın yayınlanmış bir şiir kitabı yoktur dahası pek çok şiirinde de mahlas yani takma ad kullandığından ve de hatta takma adlarını her seferinde farklı farklı seçtiğinden küçük çapta bir kargaşa yaratmamış değildir yazın çevresinde. Mondros Mütarekesi’nin ardından milli mücadeleye önemli hizmetlerde bulunmuş ve de gençleri etrafında toplayarak “Dergâh” adlı bir dergi kurulmasına ön ayak olmuştur. Dergi bünyesinde Yahya Kemal Beyatlı’nın öğrencisi de olduğu Ahmet Hamdi Tanpınar, Nurullah Ataç, Ahmet Kutsi Tecer, Abdülhak Şinasi Hisar gibi birçok edebiyat şairi, yazarı ve sanatçısı emek vermiş, yer almıştır. Yahya Kemal’in bu dergide tek yayınlanan şiiri “Ses Manzumesi”dir. Ancak onlar için önemli olan her zaman milli mücadele ruhunun solmaması için Anadolu’ya bu şiirlerin seslerin ulaşması; savaşan, destek veren, veremeyen herkesin tek bir yürek olması isteğiydi. İstekleri de sonuçsuz kalmamış şiirler elden ele tüm yurda ulaşmış ve bu sayede de İstanbul’dan Mustafa Kemali’ tebrik için İzmir’e gönderilen ekipte bulundu. Bu ekip Darülfunun hocalarını içeriyordu ve aralarında Yahya Kemal Beyatlı da vardı. Okulun toplantısında Mustafa Kemal’e fahri doktorluk unvanı verilmesini meslektaşlarından istiyor, teklif ediyor ve kabul ediliyor bu fikri.

Şiirleri

Kendi Gökkubbemiz (1961)

Eski Şiirin Rüzgarıyla (1962)

Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş (1963)

Bitmemiş Şiirler (1976)

Düzyazıları

Aziz İstanbul (1964)

Eğil Dağlar (1966)

Siyasi Hikayeler (1968)

Siyasi ve Edebi Portreler (1968)

Edebiyata Dair (1971)

Çocukluğum Gençliğim Siyasi ve Edebi Hatıralarım (1973)

Tarih Musahabeleri (1975)

Mektuplar-Makaleler (1977)

SİYASET VE DİPLOMASI HAYATI

Daha sonraları Mustafa Kemal’le tanışmasının ardından sırasıyla önce Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde başyazarlık yaptı. Lozan görüşmelerindeki heyet arasında yer aldı. Urfa milletvekilliği yaptı. Daha sonra pek çok yerde elçilik yapmış ve en son İstanbul milletvekili bile olmuştur. Ömrünün belli bir kısmını Milli Mücadele’ye hizmet ederek, çalışarak geçirmiş ve devamında da pek çok alanda Türk diplomasisi, siyaseti ve bürokrasisi ile iç içe olmuştur. Bunların geliştirilmesinde de yadsınamaz bir desteği vardır.

Related Post

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir